Dünyanın en eski tatlısı, tarihin tozlu raflarında saklı mistik bir hazine...
Sembolik olarak bal; tatlı yaşamı, refahı, hatta bazı kültürlerde ölümsüzlüğü temsil eder. Kelimenin kendisi de eski Ibranice’de büyülemek anlamına gelen kelimeden geliyor, zaten.
Bal arıları yaklaşık 20 milyon yıl önce yeryüzünde ortaya çıksa da insanlığın bal ile imtihanı 7000 yıl öncesinde, Taş Devri’nde bal toplayıp yemeleriyle başladı (Eğer ki Ispanya, Valensiya’daki mağara resimlerine referans verirsek). İnsan ve arı bir araya geldiğinde, bir tür kazan-kazan durumu ortaya çıktı: arılar yaşamak için güvenli bir yere (ve güvenilir bir besin kaynağına) sahip oldular ve inanılmaz derecede etkileyici miktarlarda bal ve balmumu hasadı yapıldı.
Zamanın ilk sabahında, insanlıkla beraber uyanan bu altın nektar, Mısır firavunlarının mezarlarındaki ölümsüz gıdasıydı, Yunan mitolojisinin ambrosyasıydı ve Roma şölenlerinin gözdesiydi. Bu beklenmedik mucizenin hikayesi, lüks ve ilahi hediyelerin ötesine geçti.
Mısırlılar, arıları o kadar önemsiyorlardı ki, “Arıcı” unvanı, krallığın önde gelen görevlerinden biri olarak kayıtlara geçti ve bal, sadece tatlı bir lezzet olarak değil, aynı zamanda ticari bir para birimi olarak da kullanılmaya başlandı ve şaşırmayacaksınız; balın tanrıların bir hediyesi olduğuna inanılıyordu.
Yunan mitolojisinde ise, balın tanrısal ambrosya ile özdeşleştirildiği, Olimpos’un ölümsüz nektarı olarak kabul edildiği görülür. Ayrıca Antik Çağ kültüründe, balın gücü felsefi metinlere kadar sızdığını görüyoruz. Eski Yunan doktorlar ve düşünürler, özellikle de Hipokrat ve Aristoteles, balın şifa verici özellikleri üzerine yazılar kaleme alındı. Bu, modern tıbbın temellerinden biri olarak kabul edilir ve balın sağlık üzerindeki etkilerini ilk anlatan belgeler arasında yer alır.
Roma Imparatorluğu’na geldiğimiz ise bal, lüksün ve zenginliğin bir simgesine dönüştü bile. Bal ve arı ürünleri, imparatorluk sofralarında sıklıkla kullanılan prestijli ürünlerdi. Arıcılık, Roma zanaatkarlığının ve tarımının bir par-çası haline gelmişti; bu, balın tarihin erken dönemlerinde nasıl önemli bir ekonomik ve kültürel rol oynadığının bir göstergesiydi. Bu dönemde arılar genellikle doğal ortamlarda, ağaç kovuklarında veya yapay “arı evleri”nde yetiştiriliyordu. Bal hasadı, arıların doğal döngüsüne saygı duyan bir süreç olarak görülürdü ve bu, bir anlamda modern sürdürülebilir arıcılık anlayışının da temellerini oluşturdu. Haliyle, balın bu eşsiz yolculuğu, insanlık tarihindeki yerini sağlamlaştırdı.
Eski dönemlerden günümüze, bal, yalnızca bir gıda maddesi olmanın ötesine geçerek, tıp, sanat, din ve ekonomi gibi insan hayatının birçok alanında kendine yer buldu ve tabii ki, kozmetikte ve koku üretiminde önemli bir öz oldu.
Koku dünyasına etkilerini göstermeye başlamadan önce birkaç konuya daha açıklık getirelim. Aşikâr; metilglioksal içeren ballar yaraların tedavisinde, enfeksiyonları önlemede kullanılıyor. Aynı zamanda, balın antioksidan özellikleri de sağlık alanında büyük bir ilgi görüyor. Araştırmalar, balın zengin fenolik bileşikler, flavonoidler ve diğer antioksidanlar içerdiğini gösteriyor. Bu bileşenler, serbest radikallerle savaşarak vücudu oksidatif stresten koruyor ve hücre hasarını önlüyor, neredeyse Glutatyon gibi... Dolayısıyla, kalp hastalıkları ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıkların riskini azalttığını söyleyebiliriz.
Değinmeden geçmeyelim; balın antiinflamatuar özellikleri de dikkat çekici. Saygıdeğer araştırmalar, düzenli olarak bal tüketiminin, alerjik reaksiyonların şiddetini azaltabileceğini ve solunum yolu semptomlarını hafifletebileceğini öne sürmektedir. Ve tabii, balın prebiyotik özellikleri, sindirim sağlığı üzerindeki etkilerini de gözler önüne seriyor. Bal, bağırsaklardaki yararlı bakterilerin büyümesini destekleyen oligosakkaritler içerir. Bu, sindirim sistemini düzenlemeye ve genel bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olabilir. Yine de abartmadan tüketmekte fayda var, bal ve bal ürünlerinin yüksek miktarda fruktoz içerdiğini unutmayalım.
Ve gelelim ana konumuza...Bal, tarihin ilk çağlarından itibaren güzellik ve iyileştirme alanlarında bir anahtar bileşen oldu. Eski Mısır’dan Rönesans Avrupa’sına, modern zamanlara kadar bu yolculuk, balın kozme-tikteki rolünün zengin ve çok yönlü doğasını yansıtır. Eski Mısır’da, bal güzellik ritüel-lerinin merkezinde yer alırdı. Malumunuz; Kleopatra’nın süt ve bal banyoları, tarihin en ünlü güzellik sırlarından biridir. Bu ritüeller, cildi beslemek ve gençleştirmek için balın nemlendirici ve antioksidan özelliklerinden faydalanırdı. Antik Yunan ve Roma’da da bal, cilt bakım ürünlerinde ve parfümlerde kullanılageldi; Hipokrat, balın yara iyileşmesini hızlandırdığını ve cildi yumuşattığını belirtmiştir. Roma’da ise, balın anti-bakteri-yel özellikleri sayesinde, doğal bir koruyucu olarak kullanıldığı görülür. Ayrıca bir dipnot; eski çağlarda, Arap parfümörler, parfümeride balın tatlılığını ilk yakalayanlardı. Orta Çağ Avrupa’sında bal, özellikle manastırlarda, hem içerik hem de koruyucu madde olarak kullanıldı. Rönesans döneminde ise, bal ve balmumu, parfümlerde ve cilt bakım ürünle-rinde popüler hale geldi. Bu dönemdeki par-fümler, balın tatlılığını ve yumuşaklığını yansıtan, daha doğal ve hafif kokulara sahipti...
Yüzümüzü Doğu’ya çevirirsek, ve en önce bu topraklara gelirsek, tarihsel metinlerde ve geleneksel uygulamalarda balın sadece güzellik amacıyla değil aynı zamanda yara ve yanıkların iyileştirilmesinde de merhem ve merhemlerde kullanıldığı yer alıyordu. Geleneksel Çin Tıbbı’nda bal, soğutma özellikleri için ve iltihaplanmayı nemlendirmeyi ve azaltmayı amaçlayan birçok cilt merheminde bir bile-şen olarak kullanılan temel bileşenlerden biriydi. Qing Hanedanlığı dönemine ait tarihi belgeler, bal kullanılarak yapılan yüz bakımı tariflerini detaylandırıyor. Japonya’da cildi temiz, nemli ve genç tutmak için bal ve pirinç kepeği gibi diğer doğal maddeler geleneksel olarak güzellik rutinlerinde kullanılıyordu. Balın Japon kozmetik ürünlerinde kullanımı, belgelenmiş cilt bakımı tarifleri ile Nara dönemine (MS 710-794) kadar uzanıyor. Ve 19. yüzyıla geldiğimizde, balın kozmetikteki kullanımı daha da çeşitlendi. Toplumsal karşılığı da gittikçe artar oldu. Victor Hugo’nun Sefiller’inde bile, balın güzellik ile ilişkilendirildiği anlatıldığını görebiliriz...Eğer ki ipuçlarını aramaya devam edersek Victoria Dönemi Birleşik Krallığı’nda da çeşitli kullanımlara rastlayabiliriz, direkt kanıt olmadan ama akıl yürüterek söyleyebiliriz ki dönemin doğal içeriklerini inovatif yollarla geliştiren Helena Rubinstein balı güzellik sektörüne profesyonel yollarla sokan ilk isimlerden biri olabilir. Ha keza Fransa’da da Guerlain’in bunu yapmış olabileceği gibi. 1828’te kurulan Guerlain, 1900’lerin ortalarından itibaren bal içeriğini geliştirerek kullanan önemli markalardan biri, malum. Aynı akıl yürütme Pears için de kullanılabilir, 1807 yılında kurulan marka, ürünlerinde doğal içeriklere yer veren mevcut en eski küresel markalardan biri. Öncelikle şeffaf sabunuyla bilinmesine rağmen, tarihsel olarak cilt bakımına yönelik çeşitli doğal katkı maddelerini araştırdılar.
Açıkça her zaman bal olmasa da Pears’ın gliserin ve doğal türevleri kullanma yaklaşımı, diğer çağdaş cilt bakım ürünlerinde balın yer aldığı doğal değerlerle uyumlu olarak görülebilir. Güzelliği burada bir kenara koyalım ve kokulara geçelim...
Ancak, bir farktan bahsetmemizde fayda var, eski kullanımından farklı olarak bugün öne çıkan bal genellikle sentetik bir notadır; son birkaç on yılda pek çok kokunun üzerine özenle bir şekilde damlatılan bir nota...
Zengin, sıcak, lüks ve rahatlatıcı bal, çiçeksi notaları vurgulamak veya amber rengi dokunuşlar eklemek için harika bir şekilde çalışır. Ve gurme kokuların bolluğu sayesinde bal severler kendilerini kolaylıkla tatlı cennette bulabilirler.
Christine Nagel’in bu içerik hakkında söylediklerine bayılıyoruz: “Balın iki yönü vardır; yarı şeytan, yarı melek. Ambrée yapılarında sizi çocukluğunuza götüren tatlı, rahatlatıcı bir etkiye sahiptir. Ama feminen bir yapıya küçük bir dokunuş son derece seksi olabilir...”O halde, balın zenginliği ve derinliği onu koku dünyasında değerli bir içerik haline getiriyor.
Doğal tatlılığı, balın kaynağına bağlı olarak çiçeksiden daha dekadan reçineliye kadar değişebilen sıcak, rahatlatıcı alt tonlar taşıyor. Bu değişkenlik, doğal bir sonuç olarak, parfümörlerin farklı koku deneyimleri yaratmak için balı çok yönlü şekillerde kullanmalarına olanak tanıdı. Bu sayede balın en önemli özelliklerinden biri, kokuları birbirine bağlamaya yardımcı olan viskozitesi, birçok şekilde kullanıldı. Diğer koku notalarının ciltte daha uzun süre kalmasına yardımcı olan ve parfümün kalıcılığını artıran doğal bir sabitleyici görevi taşıdı. Dahası, ne zaman ki balın karmaşık kimyasal yapısı, cilt üzerinde gelişen ve zaman içinde taze ve tatlıdan çok sıcağa kadar farklı yönleri ortaya çıkaran doğrusal olmayan koku profiline katkıda bulunduğu anlaşıldı, işte sonrasında birbiri ardına kullanımlar ortaya çıktı. Özellikle 1980’lerden bu yana giderek artan sayıda parfümör balı benimsedi ve kreasyonlarını zenginleştirmek ve geliştirmek için balın çok yönlü karakterini keşfetti. Ama asıl sıçrama 2000’lerin başında geldi.
Balın modern parfümerideki en önemli kullanımlarından biri, 2000’li yılların başında Jo Malone’un ‘Nectarine Blossom & Honey’ lansmanına kadar uzanabilir. Hala favorilerimizden...
Bal ekleme trendini temel alan Guerlain, ‘Aqua Allegoria Flora Nymphea’ yaratımıyla balı ürün yelpazesine yeniden dahil etti. Bu kokuyla bal, narin notaları güçlendirme yeteneğini sergiliyor ve şüphe götürmez derecede sofistike, tatlı, çiçeksi bir koku sunuyordu.
Tom Ford’un ‘Tobacco Vanille’ni de balın bir kokuyu nasıl dönüştürebileceğinin bir başka mükemmel örneği olarak sunabiliriz. Ford’un 2007’de tanıtılan Private Blend koleksiyonunun bir parçası olan bu cesur koku, tütün yaprağı ve baharatların güçlü notalarını yumuşatmak için bal kullanıyor ve kokuyu karşı konulmaz derecede pürüzsüz ve zengin kılan bir tatlılık dokunuşu katıyordu.
Sonraları, balın daha yeni ve yenilikçi bir kullanımı Marc Jacobs’un ‘Honey’ adlı eserinde karşımıza çıktı. 2013 yılında piyasaya sürülen bu parfüm, balın daha hafif tarafını yakalayan canlı, enerjik bir koku yaratmak için armut, mandalina ve portakal çiçeği ile eşleştirilmişti.
Elie Saab’ın 2019’da tanıttığı ‘Le Parfum Royal’, kokuda balın kullanımına muhteşem bir yorumdu. Burada bal, bir gül ve amber buketini zenginleştirmeye hizmet ediyordu, neredeyse kadifemsi bir katmanla...
Her koku koleksiyonunda olmalı.
Sonuca gitmeden, birkaç teknik kullanımdan da bahsetmek isteriz. 2011 yılında Hermès, balın yenilikçi kullanımını örnekleyen sınırlı sayıda üretilen bir koku olan ‘Eau des Mer-veilles Au Bal des Étoiles’i piyasaya sürdü. Bu koku, balı zarif bir şekilde odunsu-kehribar rengi bir çerçeveye örerek, balın zengin, şuruplu kalitesinin, bir kokunun uçucu bile-şenlerini nasıl geliştirip dengeleyebildiğini ve ona daha uzun ömürlü, daha çağrıştırıcı bir iz verdiğini gösteriyordu. Diğer tarafta, doğal içeriklere olan bağlılığıyla bilinen L’Occitane en Provence, ambiyans koleksiyonunun bir parçası olarak ‘Miel & Mandarine’i piyasaya sürdü. Balın bu kokuya dahil edilmesi, yeniliğin başka bir yönünü vurguluyordu: parlak ama zengin bir koku deneyimi yaratmak için balı narenciye ile eşleştirerek, balın daha taze, daha lezzetli notalara derinlik ve sıcaklık katmak için geleneksel tatlı, çiçek eşleştirmelerini aşabileceğini kanıtlıyordu. Gurman bir örnek de verelim, Dior, La Collection Privée Christian Dior’dan ‘Fève Délicieuse’ ile balın bereketli derinliğini keşfetti. 2015 yılında tanıtılan bu koku, balın tonka fasulyesi ve vanilyanın üzerine serpilmesiyle, kullanıcıyı tatlı bir kozayla saran görkemli ve rahatlatıcı bir aroma yaratmıştı.
Koku endüstrisinin balı daha geniş bir şekilde kullanması, en özgün ve incelikli bal esanslarını yakalamayı amaçlayan yeni ekstraksiyon tekniklerinin geliştirilmesine de yol açtı. Bu teknikler arasında, bal kokusu moleküllerinin yüksek ısı kullanılmadan çıkarılmasına olanak tanıyan ve böylece balın hassas aromalarının korunmasını sağlayan CO2 ekstraksiyonu da yer alıyor. Bu, parfümörlere balı daha önce mümkün olmayan şekillerde kullanmanın kapısını açarak doğal koku profilinin korunmasını ve nihai üründe doğru şekilde temsil edilebilmesini sağladı. Üstelik, bu sayede sektörde, sürdürülebilir ve etik sentetik bal notaları yaratmak amacıyla markalar ve biyoteknolojik şirketler arasında giderek artan sayıda ortaklık görülmeye başlandı. Önemlidir; bu yenilik, arıcılık ve bal üretimiyle ilgili çevresel kaygıları ele alırken, arı popülasyonlarını ve ekosistemlerini korurken gerçek balın koku özelliklerini koruyan bir alternatif sunuyor.
Elimizden geldiğinde, makalemiz boyunca, balın kozmetik ve parfümeri endüstrisindeki rolüne ve tarihsel önemine dair ana noktaları ele aldık. Geleceğe bakıldığında, şüphesiz ki balın kozmetikte kullanımında önemli ilerle-meler beklenmektedir. Sürdürülebilir ve etik üretim yöntemlerinin gelişmesiyle, bal içeren ürünler daha da popüler hale gelecektir. Ayrıca, yapay zekâ ve biyoteknolojinin gelişimi sayesinde balın faydalarını maksimize eden yeni formülasyonlar keşfedilebilir. Bu da hem endüstriyel hem de tüketici düzeyinde balın daha etkili ve çeşitli kullanımlarını mümkün kılacaktır. Siz okurlarımızı, bal bazlı ürünleri deneyimleyerek bu doğal mucizenin faydalarını bizzat görmeye teşvik ediyoruz. İster cilt bakımı ister parfüm olsun, balın zengin ve çok yönlü doğası sizi şaşırtabilir. Bal içeren ürünleri keşfederken, sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen ürünleri tercih etmek, bu değerli kaynağın korunmasına da katkıda bulunacaktır.
GİRİŞ
Gülçiçek Kimya ve Uçanyapılar San. ve Tic. A.Ş. (“GÜLÇİÇEK”), tabi olduğu tüm yasal düzenlemelere, kurumsal kodlara, iş ahlakına ve etik kurallara bağlı bir kuruluştur. Bu metinde geçen “GÜLÇİÇEK” (“biz” veya “bizi/bize” veya “bizim”) ifadesi GÜLÇİÇEK, ile bağlı iştiraklerinin tümünü ifade edecek şekilde kullanılmaktadır.
GÜLÇİÇEK, ziyaret ettiğiniz web sitesini işleten veri sorumlusu olarak sizinle sözleşmesel bir ilişki içerisindedir. Kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiye ait veriler, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) ve hukuki dayanağını ondan alan ikincil mevzuat ile Kişisel Verileri Koruma Kurulu (“Kurul”) kararları (bundan böyle hepsi birlikte “Türk Veri Koruma Mevzuatı” olarak anılacaktır.) kişisel veri olarak nitelendirilmekte ve korunmaktadır.
GÜLÇİÇEK olarak, web sitemizi ziyaret eden veya bize web sitemiz üzerinden ulaşmak isteyen gerçek kişilere yani Bireylerle ilgili tüm kişisel verileri Türk Veri Koruma Mevzuatı’na uygun olarak işlemeyi, bu verilerin güvenliğini sağlamayı ve bunlara saygı göstermeyi taahhüt ediyoruz. Bireylerin, kişisel verilerini, sözleşmenin yürütümü ve müşteri ilişkilerinin yönetimi amacıyla nasıl işleyeceğimizi anlayabilmeniz için bu veri gizliliği bildirimini, sizlerin bilgisine sunuyoruz.
KİŞİSEL VERİLERİNİZİN YASAL OLARAK İŞLENMESİ
Bireylerin kişisel verileri, web sitesini kullanımınız dolayısıyla GÜLÇİÇEK ile aranızdaki sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması[1] sebebiyle, hem de GÜLÇİÇEK’in meşru menfaatleri[2] doğrultusunda işlenir. GÜLÇİÇEK’in taraf olduğu sözleşmenin performansını idare etmesi, talep ve şikayetleri değerlendirmesi GÜLÇİÇEK’in meşru menfaatidir.
KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİNİN AMACI
Kişisel verileri aşağıdaki amaçlarla işliyoruz:
1) Müşteri Memnuniyeti Faaliyetlerin Yürütülmesi,
2) Sözleşme Süreçlerinin Yürütülmesi,
3) İç Denetim/ Soruşturma / İstihbarat Faaliyetlerinin Yürütülmesi,
4) İş Faaliyetlerinin Yürütülmesi / Denetimi,
5) Yasal Bildirim Yükümlülüklerinin Yerine Getirilmesi.
TOPLADIĞIMIZ KİŞİSEL VERİ TÜRLERİ
Şirketimiz; sahibi olduğu www.gulcicek.com.tr alan adlı internet sitesi üzerinde gerçekleştirilen ziyaretler ve başvurular sırasında, Bireylerin; i) Kimlik bilgisi (Ad-Soyadı), ii) İletişim bilgisi (Cep Telefon Numarası, E-posta adresi), iii) web sitesi ziyaret bilgilerinden (IP adresi, çerez kayıtları, izin/onay kayıtları, gezinme kayıtları, log bilgileri) ve iv) bize ilettiğiniz mesajınız içerisinde bize iletmeyi tercih ettiğiniz diğer kişisel verilerden oluşan genel nitelikli kişisel verilerini yukarıda anılan sebeplerle işlemektedir.
KİŞİSEL VERİ KAYNAKLARI
Yukarı belirtilen kişisel verileri, GÜLÇİÇEK web sitesini ziyaret ederek şirketimize ulaşan Bireylerin kendisinden doğrudan toplarız.
KİŞİSEL VERİLERİNİZİ KİMLERE AKTARIYORUZ?
Bireyler ile aramızdaki sözleşmesel ilişkinin yönetimiyle ilgili olarak herhangi bir zamanda kişisel verileri, bir hizmet ve gizlilik sözleşmesi ile hizmet aldığımız ve bizim adımıza veri işleyen bir hizmet sağlayıcımız ile paylaşabiliriz. Topladığımız kişisel verileri, veri işleyenlerimiz haricindeki üçüncü kişilerle paylaşmıyoruz.
Bireylerin kişisel verileri; GÜLÇİÇEK’in faaliyetlerini etkin biçimde yürütmek için kullandığı yerel ve global, finans, sözleşme ve tedarikçi yönetimine yönelik veri işleme sistemlerinde, güvenli bir şekilde işlenmekte ve saklanmaktadır.
Kişisel verisi işlenen tüm Bireylerden, Türk Veri Koruma Mevzuatına uygun şekilde, eğer gerekli ise, verilerinin GÜLÇİÇEK’e ait yurt içinde bulunan veri kayıt sistemleri üzerinde işlenilmesi için açık rızalarının alınması, ve her durumda GÜLÇİÇEK sistemleri kullanılarak yapılacak her türlü veri işleme faaliyeti için Bireylerin, Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ uyarınca belirlenen usul ve esaslara uygun şekilde aydınlatılması Şirketinizin sorumluluğundadır.
KİŞİSEL VERİLERİ NE KADAR SÜREYLE SAKLIYORUZ
Bireylerin kişisel verilerini, GÜLÇİÇEK web sitesini kullanımınız boyunca ve varsa aranızdaki sözleşme yürürlükte olduğu sürece işliyor ve muhafaza ediyoruz. Ayrıca GÜLÇİÇEK ile aranızdaki sözleşmenin sona ermesinden itibaren, Bireylere ait kişisel verileri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda belirlenen zamanaşımı sürelerine uygun şekilde, kendi meşru menfaatlerimiz[3] doğrultusunda 10 (on) sene saklamaya devam ediyoruz. Ancak sözleşmenin sona ermesinden sonraki 10 (on) senelik saklama süresi içerisinde kişisel verileri, yetkilendirme kısıtı uygulayarak, yalnızca belirli kişilerin erişebileceği şekilde muhafaza ediyoruz.
KİŞİSEL VERİLERİN GÜVENDE TUTULMASI
Bireylerin kişisel verilerinin güvende tutulması bizim önceliğimizdir. Kişisel veriler, tarafımızdan veya dikkatle seçilmiş, bir hizmet ve gizlilik sözleşmesiyle bize veri işleyen sıfatıyla hizmet veren hizmet sağlayıcılarımız tarafından güvenli bir şekilde saklanır. Kişisel verilerin, kaybı ve istismarının yanı sıra, yetkisiz erişim veya ifşaya karşı güvende tutmak için oldukça sıkı güvenlik önlemlerinin uygulanmasını sağlarız. Güvenlik anlamında aldığımız teknik ve idari tedbirlerin, Türk Veri Koruma Mevzuatı uyarınca alınması gerektiği belirtilen tedbirleri karşılamasına özen gösteririz.
BİREYLERİN VERİ KORUMA HAKLARI
Türk Veri Koruma Mevzuatı uyarınca Bireyler, herhangi bir zamanda GÜLÇİÇEK’e başvurarak kendileriyle ilgili;
a) Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme,
b) Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
c) Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
c) Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
d) Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme,
e) Kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme,
f) (d) ve (e) bentleri uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
g) İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
g) Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme, haklarına sahiptir.
KİŞİSEL VERİLERE İLİŞKİN HAKLARIN KULLANILMASI
Verisi, veri sorumlusu GÜLÇİÇEK’in talimatları uyarınca işlenen her ilgili kişi KVKK’nin 11.maddesi kapsamındaki haklarını kullanmak amacıyla KVKK’nin 13.maddesi uyarınca veri sorumlusuna başvuruda bulunma hakkına sahiptir. Veri sorumlusu GÜLÇİÇEK, bu başvuruyu en geç 30 (otuz) gün içerisinde kabul veya gerekçesini açıklamak kaydıyla reddetmek zorundadır. Ancak bu başvurunun us
ulüne uygun bir başvuru olarak kabul edilebilmesi için Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Tebliği’nde düzenlenen unsurların tamamını karşılaması gerekmektedir.
Herhangi bir ilgili kişinin başvurusunun geçerli bir başvuru olarak kabul görmesi için;
İlgili kişinin bizzat kendisi tarafından kimlik ibraz etmek suretiyle Türkçe dilinde, yazılı olarak veya
Kayıtlı elektronik posta (KEP) adresi, güvenli elektronik imza, mobil imza ya da
İlgili kişi tarafından GÜLÇİÇEK’e daha önce bildirilen ve GÜLÇİÇEK’in sisteminde kayıtlı bulunan elektronik posta adresini kullanmak suretiyle veya
GÜLÇİÇEK tarafından, başvuru amacına yönelik geliştirilmiş bir yazılım ya da uygulama vasıtasıyla iletilmesi gerekmektedir.
Yine bir başvurunun usulüne uygun bir başvuru olarak kabul edilip değerlendirilmesi için içerisinde aşağıdaki hususların hepsinin yer alması gerekmektedir.
İlgili kişinin adı, soyadı ve başvuru yazılı ise ıslak imzası,
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için T.C. kimlik numarası, yabancılar için uyruk, pasaport numarası veya varsa kimlik numarası,
Tebligata esas yerleşim yeri veya iş yeri adresi,
Varsa bildirime esas elektronik posta adresi, telefon ve faks numarası,
İlgili kişiye ait talebin konusu.
Bu nedenle KVKK’nin 11.maddesi uyarınca ilgili kişilere tanınan hakların kullanılabilmesi için Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Tebliği’nde düzenlenen unsurların tamamını taşıyacak şekilde bir başvurunun, işbu Politikada yer alan iletişim ve adres bilgileri kullanılarak iadeli taahhütlü posta yoluyla, şahsen gelip bizzat başvurularak, GÜLÇİÇEK sistemlerinde kayıtlı bir e-posta adresi üzerinden ya da güvenli elektronik imza kullanılarak elektronik posta yoluyla GÜLÇİÇEK’e iletilmesi gerekmektedir.
HERHANGİ BİR SORUNUZ OLMASI DURUMUNDA
Verileri işleme şeklimizden memnun değilseniz, başvuruda bulunmak veya anlamadığınız bir konuda bilgi almak ya da soru sormak istiyorsanız, herhangi bir zamanda Veri Koruma Görevlisiyle irtibata geçebilirsiniz. (E-posta: kvkk@gulcicek.com.tr)
[1] 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 5. maddesinin 2. fıkrasının c) bendi uyarınca ilgili kişinin açık rızası olmaksızın kişisel verilerinin işlenmesini mümkün kılan şartlardan biri olarak düzenlenmiştir.
[2] 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 5. maddesinin 2. fıkrasının f) bendi uyarınca ilgili kişinin açık rızası olmaksızın kişisel verilerinin işlenmesini mümkün kılan şartlardan biri olarak düzenlenmiştir.
[3] 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 5. maddesinin 2. fıkrasının f) bendi uyarınca ilgili kişinin açık rızası olmaksızın kişisel verilerinin işlenmesini mümkün kılan şartlardan biri olarak düzenlenmiştir.