Üzgünüz, aradığınız içeriği maalesef bulamadık.
Başka bir kelime veya terim denemek ister misiniz?

Light House

Şeftali Şeftalidir

Gündem
Peach2

Jean-Paul Guerlain’in dediği gibi, “Parfümde de aşkta olduğu gibi, en ufak bir nüans her şeyi değiştirebilir.” Bu söz, şeftali notası söz konusu olduğunda adeta “klik” ediyor. Herhangi bir meyve notasının ötesinde olan şeftali, koku dünyasına şekil veren karmaşık ve ilham verici bir kaynak. Bahçeden şişeye uzanan yolculuğu, insan zekasının bir kanıtı; kimya, sanat ve kültürel evrimin iç içe geçtiği bir hikâye.
Kokusu, tıpkı Marcel Proust’un meşhur 
“madeleine”inin tadı gibi, bizi zamanın derinliklerine götürüyor; çocukluğumuzun yaz günlerine, hayatın benzersiz heyecanına, belki de hiç yaşamadığımız ama hep özlemini çektiğimiz bir anıya... Bu, parfüm şişelerinin içinde saklı kalmış bir zaman kapsülü olması hali de onu ilginin odağında tutuyor. Antik Çin’in imparatorluk bahçelerinden, Antik Yunan’ın gizemli coğrafyasına, Orta Çağ simyacılarından, Rönesans’taki şaşalı artistik denemelere, oradan da modern ve post-modern parfümörlerin laboratuvarlarına uzanan bu kadim meyvenin hikayesi, aslında insanlığın koku geliştirme tarihiyle paralel, aynı zamanda bir bilmeceden hallice. Tam bir paradoks: hem masum hem baştan çıkarıcı,hem nostaljik hem yenilikçi, hem basit hem karmaşık. Bu çelişkili doğası, şeftali notasını parfüm kompozisyonlarında adeta bir cambaz gibi dengede tutuyor; bazen tatlı bir harmoniyle diğer notaları birleştiriyor, bazen de keskin bir kontrast yaratarak kompozisyonu beklenmedik yönlere sürüklüyor. Bu çok yönlülüğü, onu parfümörlerin elinde sihirli bir değneğe dönüştürüyor. O halde, parfümeri sanatının mikrokozmosunu; onun hikayesi üzerinden endüstrinin geçmişini, bugününü ve geleceğini anlamaya çalışalım.


Kısa bir teknik bilgilendirmeyle devam edelim... 


Şeftali kokusu, tatlılık, sulu meyve ve çiçeksi alt notaların mükemmel, karmaşık bir dengesi... Ve bu karmaşıklığı artırmak için genellikle şeftali, diğer meyve veya çiçek notalarıyla vurgulanır. Şeftali özünün otantikliği, parfümeri dünyasında altın değerinde olsa da bu narin meyvenin doğal özünü yakalamak bir hayli meşakkatli. Meyvenin yüksek su içeriği ve uçucu yağlarının özütleme için uygun olmaması, doğal şeftali esansının elde edilmesini zorlaştırıyor. Bu nedenle, parfümörler şeftali notasını yaratmak için sentetik moleküllerin büyülü dünyasına yöneliyorlar; bu evren, şeftalinin kokusunu yeniden yaratmak, geliştirmek ve hatta yeniden hayal etmek için sonsuz olanaklar sunuyor. Şeftaliyle çalışmanın gerçek ustalığı, sadece meyvenin kokusunu yeniden yaratmakta değil, onun tüm evrenini bir formülasyona sığdırmakta yatıyor. Kabuğunun kadifemsi dokusu, meyvesinin sulu tatlılığı, çekirdeğinin odunsu ve bademsi nüansları ve hatta yapraklarının taptaze yeşilliği... Bu bütüncül yaklaşım, parfümörlere şeftali notalarını kullanarak sadece bir koku değil, tam bir duyusal deneyim yaratma imkanısunuyor. Gamma-dekalakton ve gamma-undekalakton, şeftalinin karakteristik tatlı ve meyvemsi kokusunu yansıtan ana bileşenler. Bu moleküller, meyvenin sulu ve olgun yönlerini canlandırırken, benzaldehit çekirdeğinin hafif acımsı ve bademsi notalarını ekliyor. Yaprakların yeşil tazeliğini ve kabuğun kadifemsi dokusunu yansıtmak için ise cis-3-heksenol gibi yeşil notalar kullanılıyor.

 

 

Peach1


Chanel No.5’in efsanevi yaratıcısı Ernest Beaux’nun dediği gibi, “Iyi bir parfümde her zaman bir sürpriz olmalıdır.” Işte şeftali notası, tam da bu sürpriz faktörünü mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Bazen bir parfümün kalbinde gizleniyor, kompozisyona derinlik ve karakter katarak; bazen de ön plana çıkı-yor, tüm ihtişamıyla bizi büyülüyor.
Buradan, şeftalinin parfümeri dünyasındaki serüvenine uzanalım; zamanı ve kıtaları aşan, notanın kendisi kadar zengin ve karmaşık bir serüvene. Binlerce yıllık serüveninin başlangıcında, Doğu’da ölümsüzlük ve erdemin simgesi olarak saygı gören şeftali, Batı dünyasının aromalar evrenine yavaş ve incelikli bir şekilde giriyor.

Şeftalinin Batı parfümerisine bu girişi, aslında Doğu’nun mistik çekiciliğiyle Batı’nın teknik ustalığı-nın bir araya gelişinin sonucu. Bu birleşim, koku sanatında yeni bir çağın habercisi oluyor. 18. yüzyıl Fransa’sının ihtişamlı saraylarında, modern parfümerinin beşiğinde, şeftali ilk destekçilerini kraliyet parfümörleri arasında buluyor. Başlangıçta onların hayal gücünü cezbeden şey meyvenin kendisi değil, şeftali çiçeklerinin narin kokusu oluyor. Bu ilk denemeler, şeftalinin gelecekteki olfaktif hakimiyetinin temellerini atıyor. Asıl gelişme, 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında, sentetik kimyanın yükselişiyle geliyor. 1868’de kumarin’in izole edilmesi, parfümeri dünyasında yeni bir dönemin başlangıcını müjdeliyor; artık doğa sadece taklit edilmekle kalmıyor, yeniden yorumlanıyor. Işte bu olfaktif inovasyon ikliminde, şeftali gerçek potansiyelini keşfediyor. Ve sonra...

 

Peach3

Guerlain’in 1919’da piyasaya sürdüğü Mitsouko (bu sayıda bu parfüm hakkında ayrıntılı bir incelememiz var, bakınız sayfa XX), bir dönüm noktası oluyor. Ilk kez, şeftali bir ana akım parfümde başrolü üstleniyor. Jacques Guerlain’in şeftaliyi meşe yosunu ve baharatlarla ustalıkla harmanlaması, bir parfüm kategorisini tanımlayacak yepyeni bir şipre yaratıyor. Zaman ilerledikçe, şeftali de evrilmeye ve dünyanın dönüşümüne uyum sağlamaya devam ediyor. Edmond Roudnitska’nın 1948’de Rochas için yarattığı Femme, şeftalinin daha yumuşak, daha duyusal bir yönünü gözler önüne seriyor. Bu kompozisyonda şeftali notası, kadınsı çekiciliği artıran kadifemsi bir nitelik katmak için kullanılıyor. 1960’lar ve 70’lerin toplumsal hareketleri ve insanı sosyal bir varlık olarak yeniden tanımlayan bakış açıları, parfümeri dünyasına da yeni bir soluk getiriyor ve şeftali de bu değişime ayak uyduruyor. Revlon’un 1973’te piyasaya sürdüğü 
Charlie, şeftaliyi kullanarak çiçeksi buketine genç ve özgür bir hava katıyor, dönemin ruhunu mükemmel bir şekilde yakalıyor. Yves Saint Laurent,  1993’te piyasaya sürdüğü Yvresse’te (eski adıyla Champagne) şeftali notasını nektarin ve miskle birleştirerek neşeli ve sofistike bir koku yaratıyor. 20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarında niş parfümerinin yükselişiyle birlikte, şeftali kendini ifade etmek için yeni yollar buluyor. Serge Lutens ve Frédéric Malle gibi parfüm yaratıcıları, şeftaliyi beklenmedik şekillerde kullanıyorlar; koyu güllerden dumanlı buhura kadar her şeyle eşleştirerek, bu çok yönlü notanın hala şaşırtma ve büyüleme gücüne sahip olduğunu kanıtlıyorlar. Yeni kapılar aralıyorlar.

Peach4

Yeni dönemde, şeftalinin parfümeri sanatındaki yerini gerçekten anlamak için, öncelikle bu olfaktif fırçayı kullanan ustaların zihinlerine dalmak gerekiyor. Minimalist yaklaşımıyla tanınan, Heaven Can Wait, Un Jardin Sur Le Nil, Terre d’Hermes gibi klasiklerin yaratıcı parfümör/yazar Jean-Claude Ellena, şeftali-den “sonsuz inceliğin notası” olarak bahsedi-yor. Onun kreasyonlarında şeftali çoğu zaman baskın bir nota olarak değil, zenginleştirici bir dokunuş olarak kullanılıyor; kompozisyonlarına sıcaklık ve boyut katan bir güneş ışığı gibi... Efsane isim, Yves Saint Laurent’ın Paris’inin, Calvin Klein’ın Eternity’sinin, Lancome’un Trésor’unun yaratıcısı Sophia Grojsman, şeftaliye farklı bir mercekten bakıyor ve onunla şeftali, şişelenmiş bir duyguya, bir hikaye anlatma aracına dönüşüyor. Avangart parfümör Antoine Lie için şeftali, hem bir meydan okuma hem de yeri doldurulamaz bir fırsat olarak tanımlanıyor. Lie’nin Şeftaliye deneysel yaklaşımı, onu deri ve tütün gibi beklenmedik notalarla eşleştirmeye yöneltiyor. Şu anda Hermès’in parfümörü olan Christine Nagel ise, şeftaliyi bir şekil değiştirici olarak kullanıyor. Nagel’in ustalığı, şeftali notasının farklı yönlerini ortaya çıkarma ve bunu kreasyonlarına nüans ve derinlik katmak için kullanma yeteneğinde yatıyor. Malum... Şeftalinin kullanımı sadece lüks parfümlerle sınırlı değil. Şampuanlardan mumlara kadar çeşitli ürünler için kokular yaratan Calice Becker, bağlamın önemini vurgulayan üretimler yapıyor. Sonuçta “fine fragrance”larda şeftali karmaşık ve evrimleşebilenken, fonksiyonel bir üründe ise hemen tanınabilir ve kendi başına da hoş olması gerekir. Şeftaliyi bir parfümörün cephanesinde bu kadar değerli bir araç yapan şey, işte bu çok yönlülüğü...
Devam edelim o zaman...
Günümüzde, çağdaş ve avangart parfüm dünyası, şeftali notasının adeta yeniden doğuşuna tanık oluyor. Bu rönesans, teknolojik ilerlemeler, değişen tüketici tercihleri ve klasik parfümeri malzemelerine yeniden duyulan hayranlığın birleşimiyle şekilleniyor. Örneğin, Bruno Fazzolari ve Imaginary Authors’dan Josh Meyer gibi parfümörler, geleneksel mey-veli koku anlayışına meydan okuyan karmaşık, hikaye odaklı parfümler yaratmak için şeftali akorlarını kullanıyorlar. Teknolojik gelişmeler de şeftali notasını anlayışımızı ve kullanımımızı yeniden şekillendiriyor. Headspace teknolojisi, gerçek şeftalilerin karmaşık aroma profilini yerinde yakalayıp analiz etmeye olanak tanıyor, bu da daha gerçekçi ve nüanslı şeftali akorları yaratılmasına yol açıyor. Aynı zamanda, sentetik kimyadaki ilerlemeler, yaya zeka ve duyusal anlamlandırma şeftali kokusunun çeşitli yönlerini taklit edebilen veya geliştirebilen yeni moleküller üretiyor. Tam burada bir parantez açıp Pantone ve dsm-firmenich işbirliğine bakabiliriz, EmotiON’la geliştirilen Peach Fuzz’a... Bilimle, renk, koku ve tat sanatını harmanlayan bir işbirliği olan Peach Fuzz Eau de Parfum, insanlara saf ve olumlu duygular ileterek kendilerini iyi hissetmeye davet eden kapsamlı bir güneşli şeftali kokusu olma özelliği taşıyor. Bu, parfüm üreticileri için aroma uzmanlarının deneyimlerinden yararlanılarak geliştirilen ve kokuya duygu ve doku kazandıran, dsm-firmenich tarafından özel olarak geliştirilen Peach Fuzz Smell-The-Taste gibi benzersiz ve yenilikçi bileşenler aracılığıyla hayat buluyor. Kapa parantez.


Sürdürülebilirlik ve etik kaynak kullanımı da parfüm endüstrisinin en büyük önceliklerinden biri haline geldi ve bu durum şeftali malzemelerinin üretimini ve kullanımını da etkiliyor. Birçok marka artık doğal şeftali özleri için sürdürülebilir kaynaklar arıyor ve sentetik şeftali notaları üretmek için çevre dostu yöntemler geliştiriyor. “Temiz” veya “şeffaf ” parfüm kavramı da şeftali notalarının kullanımını etkiliyor. Skylar gibi markalar, geleneksel parfümlere “daha temiz” alternatifler arayan tüketicilere hitap eden şeftali ağırlıklı kokular yaratıyor. Bu parfümler genellikle basit formüller içeriyor ve doğal kaynaklı veya güvenli sentetik malzemelerin kullanımını vurguluyor. Gelişmekte olan koku pazarlaması alanında şeftali, değerli bir araç olduğunu kanıtlıyor. Perakende alanları, oteller ve hatta hastaneler, ziyaretçilerde belirli duygusal tepkiler yaratmak için şeftali katkılı ortam kokularıyla deneyler yapıyor.

Koku ve Tat Tedavi ve Araştırma Vakfı tarafından yapılan bir çalışma, bir kitapçıdaki şeftali kokusunun, müşterilerin personeli daha bilgili ve kitapları daha ilgi çekici algılamasına yol açtığını gösteriyor bu çok yönlü notanın ince ama güçlü etkisinin bir kanıtı. Tüm bu çeşitli uygulamalarda şeftali, olağanüstü uyarlanabilirliğini gösteriyor. En nadir lüks parfümlerden günlük kişisel bakım ürünlerine, geleneksel aromaterapiden en son teknolojiye kadar, şeftali duyularımızı ve hayal gücümüzü büyülemeye devam ediyor. Onun her yerde oluşu, sadece hoş kokusunun değil, aynı zamanda olumlu duygular uyandırma ve farklı bağlamlarda anlamlı duyusal deneyimler yaratma konusundaki benzersiz yeteneğinin de bir kanıtı.
Ve bitirelim...
Parfümeri endüstrisi metamorfoza uğradıkça, şeftali de bu değişimin katalizörü olmaya devam edecek. Yeşil kimya prensipleri, nanoteknolojik uygulamalar ve nörosensoriyel araştırmalar, şeftalinin yeni fasetlerini ortaya çıkarıyor, daha da çıkaracak. Özünde ise o hala aynı paradoksal şeftali; hem arkaik hem fütüristik, hem minimalist hem barok. O zaman akıllara yine o aynı soru geliyor: “Gelecekte bizi nasıl bir olfaktif manzara bekliyor?” Belki de yapay zeka destekli yeni şeftali akorları, belki de CRISPR teknolojisiyle tasarlanmış hibrit meyvelerin uçucu bileşenleri...

Kim bilir, belki de bir gün, epigenetik kodlarımızla senkronize olan kişiselleştirilmiş şeftali notaları yaratılacak. Şu an için, şeftali notası parfümeri sanatının canlı bir epigramı olmayı sürdürüyor. Her şişenin içinde, her koku izin-de, bize sadece bir aroma değil, bir anlatı, bir duygu paleti, çok boyutlu bir kozmos sunuyor. Ve biz, bu büyülü evrenin hem gözlemcileri hem de katalizörleri olarak, şeftalinin sonsuz koku senfonisine eşlik etmeye devam ediyoruz. Koku evreninin bu tatlı gizemi, her seferinde yeni bir kokusal şifre fısıldamayı sürdürecek. Ve biz, bu şifreleri çözmeye, koklamaya, hissetmeye devam edeceğiz.

İlgili Haberler
News Futureoffr Thumb (1) Gündem Nerede, Nasıl, Ne Zaman: Endüstrimizin Yakın Geleceği

Güzellik ve kişisel bakımın nüanslı dünyasında ilerlerken, koku sektörü, hakim olan yüksek yaşam maliyeti tarafından önemli ölçüde etkilenen, kritik bir kavşakta duruyor.

Devamını Oku arrow
Coffeandtime 1016 Gündem Kahve, Koku ve Zaman

Kahve çekirdeklerinin ortaya çıkışı ve topluma yayılması, çeşitli kültürel, ekonomik ve sosyal faktörleri içeren büyüleyici bir hikaye.

Devamını Oku arrow
News Honey Thumb Gündem Balın Büyüleyici Yolculuğu

Eski dönemlerden günümüze, bal, yalnızca bir gıda maddesi olmanın ötesine geçerek, tıp, sanat, din ve ekonomi gibi insan hayatının birçok alanında kendine yer buldu ve tabii ki, kozmetikte ve koku üretiminde önemli bir öz oldu.

Devamını Oku arrow
Mayacho1 Gündem Çikolata Retrospektifi;
Acısıyla, Tatlısıyla.

Basit bir anlatımla, gurme koku dendiğinde, yenilebilir notaların “lezzetli” ve “kalıcı” kokulara dönüşmesinden bahsediyoruz. Aynı zamanda, rahatlatıcı, samimi, oyuncu olan kokulara... O halde gelelim konuğumuza, olfaktif mevsimlerin kış dönemi olarak yola çıkan ve sonrasında dört mevsime yayılan gurme kokuların en revaçta olanı; çikolatadan bu sayımızın baş köşesinde.

Devamını Oku arrow